
ağlamak geliyor içimden...
hıçkıra hıçkıra ağlamak.
hiç bir şey söylemeden, hiç bir yorum yapmadan sadece ağlamak.
biraz ağlasam biliyorum rahatlayacağım.
ağlasam şöyle yaşlar aksa yanağımdan eminim
kurtulacağım boğazıma düğümlenen yumruktan.
sonra uzansam yatağıma.
ilk aşkıma ağladığım, son terk edilişe yıkıldığım yatağa.
ha bir de keşke mevsim kış olsa.
şöyle camdan baktığımda lapa lapa yağan karları görsem.
şu içimin yangınını söndürseler...
ya da birazcık uyusam...
azıcık rüyalara dalsam, dermanım yok ayağa kalkmaya.
aşk acısı ne kadar yorucu bir şeymiş, hoş biliyordum da uzun zaman olmuştu hatırlamayalı.
en iyisi bir kahve almalı, çikolatanın salgılatacağı mutluluk hormonuna umut bağlamalı yoksa bu koca dev yıkılacak olduğu yere ve bir daha kalkmayacak.
ne kaldırabilecek biri olacak hayatında ne de yüreği yeniden yürümenin heyecanına dayanacak.
sana bir kere yakından bakmak...
şöyle kimsenin bakamayacağı kadar yakından...
çok mu zordu be?
çok mu?
evet, artık açmayacağım bir konu bu.
artık son verdiğim.
şuan fonda bir şarkı diyorki "unutmak o kadar kolay mı sandın?" ya da liseli ergen mesajlarında der ya "sustum diye unuttum sanma" işte aynen öyle.
ben sensiz ve sessiz.
ben sensiz ve kimsesiz.
ben sanırım artık ve daha sonraları sadece ben...

