sen,
yaralarımı saran oldun ama yaralayanda.
neşelendirendin, hüzünlere boğan...
aydınlatansın, karanlıklara hapis eden.
sen her şeydin...
hayat adına, yaşamak adına ne varsa; işte sen o oldun benim için.
senden,
yanımda olmanı istiyordum ben, hep yakınımda kalmanı; ne zaman istesem dokunabileceğim uzaklıkta, ne zaman istesem sesini işitebileceğim mesafede. beni sevmeni istedim, benim seni sevdiğim gibi delicesine (tahir ile zühre şiirini senden sonra anladım sırf bu yüzden), senden hep benim olmanı istedim...
bunları o kadar çok istedim ki, senden bir başka şey istemeyi unutmuşum...
seni,
bir başkası ile benden daha fazla mutlu olma ihtimalini hiçe sayarak, bunu engellemeye cesaret edecek kadar bencilce sevdim. seni, dünya üzerinde sadece sen varmışın gibi sevdim.
ama seni en çok sen olduğun için sevdim...
şimdi,
hayatımda bir "sen" yoksun bir de "huzur". hayatımda bir "sen" yoksun bir de "aşk".
hayatım eksik, hayatım yarım, hayatım sessiz.
keşke kalabilseydin, bu aptal adamın seni bencilce bir o kadar delice seven kalbinde.
sonunda,
sensizliğe alışabilmenin tadına varıyorum. artık geceleri yalnız uyumaktan korkmuyorum, ışıkları kapatabiliyorum. sırf seni görebilirim diye gitmediğim yerlerden kaçmıyorum artık...
ama bu kadar şeye rağmen tek bir şeyi yapamıyorum: seni bir hiç gibi ya da hiç olmamışın gibi kabul edemiyorum.
11 Haziran 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder