
bu aralar en çok yazdığım konu başlığı hayat oldu.
nedeni gayet basit aslında:
sürekli kavga içerisindeyim hayatla!
alıp veremediğim o kadar çok şey var ki ona karşı hırs doluyum.
bir de beni sürekli yenmesine katlanamıyorum.
benden güçlü olduğunu biliyorum ama her seferinde nasıl kolayca yeniyor anlamıyorum. sonra bu durumu çevremde bulunan insanlarla paylaşıyorum.
bana hayatın herkese acımasız davrandığını,
bunun bana özgü olmadığını anlatmaya çalışanlar
sadece teselli vermeye çalışan iyi arkadaşlar.
ama ben gerçeği biliyorum(!).
gerçek şu: hayat beni tüm acımasızlığı ile yargıladı
ve iyi halimi göz önünde bulundurmadı.
öncesinde hayallerim vardı benim,
hayatın bana yardım edeceğine inancım.
"the secret" kitabında bahsi geçen "çekim yasası",
"pozitif elektrik" hepsini denedim.
sırf uçsuz bucaksız hayallerimden,
birer lokmacık gerçek olsun diye.
martin luther king' den ne eksiğim vardı,
hatta fazlam vardı ben "i have many dreams" diyordum.
ama şimdi
"şarkılara sığmayan hayallerimden geriye kalan, nakarata gelmeden hayal kırıklığına uğramak oldu."
şimdi her şeyi bir kenara bırakıp, koşarak uzaklaşmak kaldı.
ve şimdi ona dair hayallerden kurtulmanın vakti geldi.
"onun çiçek yetiştirdiği bir serası vardı, benim sahafım..."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder