25 Ağustos 2009 Salı

Senden Öğrendim*

Küçük bir çocuktum, bir oyuncağı çok istemiştim.
Annem pahalı bulmuştu o kaydıraktan dönerek aşağı inen penguenleri, babam anneme uymuştu karar konusunda.
Oysa ben istiyordum o oyuncağı, o evin en kıymetlisi bendim değil mi?
Evet öyleydi, önce ağladım...almadılar!
Baktım sadece ağladığında bir şey değişmiyor.
Doğru insana ağlamaya karar verdim ve büyükbabamın yanına gittim.
ilk torundum, erkek torundum...kıymetliydim ne de olsa...
Bir saat içerisinde o oyuncak benimdi...
Hayatım bu sınırlarda ilerledi, bir şeyi istiyorsam ağlamayacaktım ama illa ağlamam gerekiyorsa doğru kişiye doğru zamanda ağlayacaktım...Sırf bu taktik yüzünden mücadele etmeyi öğrenemedim, seni tanıyana dek.
Benim o çok istediğim oyuncak(!) sendin ve bunu ne annem pahalı buluyordu ne de babam gereksiz ama alamıyordum kime ağlasamda sonuç değişmiyordu.
Baktım ki bu böyle yürümeyecek, bir şeyler yapmak gerek.
İşte o zaman mücadele etmeyi senden öğrendim.

Don Kişot çocukluğumdan bu güne en sevdiğim kahramandı ama onu eleştirdiğim bir nokta vardı aklım ermeye başladığından beri...Nasıl olurda insan böylesine bir aşkı hiç yakın olmadığı birine karşı besler diye...Hep kızdım, küçümsedim o çok sevdiğim kahramanın bu özelliğini.
Sende benim için Dulcinea' ydın ve evet bende sana yakın olamamıştım fakat bir don kişot yaratmıştım kendimden uzak ufukların aşkını taşıyan bedenimde...
İşte o zaman uzaktan sevmeyi senden öğrendim.

Futbol en sevdiğim spor oldu.
Mahalle maçları çocukluğumun en heyecanlı aktivitesi.
Dizlerim yara olurdu "top peşinde koştuğum" günlerde ben ona tutkuyla bağlanırdım ve bunu sadece futbol için yaparım diye düşünürdüm. Yara ve keyifi bir arada almak...
Sonra seni tanıdım, yüreğim yara olurdu "seni düşündüğüm" günlerde ben sana tutkuyla bağlanırdım...
İşte o zaman seninle yara ve keyidi aynı anda alabileceğimi öğrendim.

Ben hiç tamamlanmış bir puzzle sahibi olamamıştım. Nedeni parçaları birleştirmeden sıkılıp vazgeçmem oldu.
Sonra seni tanıdım, benim için asla tamamlanmayacak bir puzzle gibi duruyordun...
İşte ben o anlarda vazgeçmemeyi öğrendim.

Hep kalabalık ortamlarda bulundum oldum olası ilgilenmeyi ve benimle ilgilenilmesini sevdim...
Sonra seni tanıdım, bununla birlikte kalabalıkların yalnızlığını; gürültülerin sessizliğini fark ettim.
İşte o zaman yalnız kalmayı öğrendim.

Acılarını sürekli anlatanlara her zaman sinir oldum. İnsanın kendine ait olanları neden anlatma gereği duyduğunu hiç anlayamadım...
Sonra seni tanıdım, sana uzak olmanın acısını tattım.
İşte o zaman paylaşmayı öğrendim.

Şimdi senden öğrendiklerim eskiden bildiklerimi geçti...Halimden şikayetçi değilim, iyi ki tanımışım seni.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder