
Sigaramın dumanıyla dağılırken hayallerim sonsuz boşluğa, elimden düşen kadeh misali kırılıyordu kalbim...
Ben çok seviyordum onu, söylüyordum ama anlatamıyordum belki de.
Onun yanına gidiyordum kilometreleri aşarak, o olmuyordu orada bir mülayime takılarak.
Çok kızmak istiyordum ona hatta zaman zaman nefret etmek ama yapamıyordum elimde bir yaprak kağıt içerisinde Oktay Rifat nağmeleri...
Sonra içimin karanlığını aydınlatsın diye bir mum yakıyordum...yakmamla birlikte hayallerimin ucu yanıyordu, ne yazıktır güzel kokmuyordu...
Seninle dinlerim diye alıp odama koyduğum gromofon çalarken fonda eski zaman aşklarından, yeni günlerin acılarından çentik atıyordum kalbimin duvarına...
Sonra yavaşca doğrulup yerimden duşa yöneliyordum, temizleniyordu bedenim "pak" oluyordum, ruhumun matlığı geçmiyordu.
Arkadaşlar dile getiriyor "her gün otuz defa aynı şeyleri yapmanın normal olmadığını söylüyor ve ekliyor; insanlardan uzaklaştın, ne bu halin?"*
Evet haklılar günlerdir aynı şarkıları dinliyor, aynı işlerle uğraşıyorum. Yeni alışkınlar edindim, monoton hayata aşk acımı ekledim, çilemi dolduruyorum...
Aramak geliyor bazen içimden direkt arayamıyorum "özel numara" kalkanının arkasına sığınıyorum meşgule veriliyorum ve bununla mutlu oluyorum "hayatta" diyorum benim için olmasa bile nefes alıyor ya benimle aynı şehirde ya yeter be!
Ve en sonunda şairlerle kavga ediyorum Orhan Veli diyor "Serde erkeklik var ağlayamam" has siktir be Orhan abi nasıl ağlanmaz...Attila İlhan diyor "Beni sevmiyordun bilirdim" neden be abi neden sevmiyor ha?
Ben diyorum ki daha doğrusu Arif Nihat diyor ben alıntı yapıyorum şuan:
"Koku, tad, sıcak... sende her aradığım vardı:
Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.
peki ya söyle bana kızıl(!) bende aradığın ne yoktu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder